Bazen insan vücudunda şişli, akıntılı yaralar oluşur. Buna köstebek hastalığı adı verilir. Köstebeklerin kazarak oluşturduğu öbeklerden alınan bir miktar toprak, ıslatılarak yaraya sürülür. Ölmüş bir köstebek tırnağı yaraya sürülerek yara hafifçe çizdirilir. Daha sonra bir yumurta ile yaranın üzeri sıvazlanır. Belirli bir günü yoktur. İstendiği gün yapılabilir. Bu tedavi de ocak sileler tarafından yapılır.
Kızılyörük, vücutta kırmızı kabarcıklar yapan çok ateşli bir hastalıktır. Hastalık geldiğinde sıtma nöbeti gibi titreme yapar. Daha çok üzüntüden olduğu söyleniyor. Tedavisi belirli kadın kişiler tarafından yapılır.
Bunun için, toprak arısının yuvasından alınan bir miktar toprak kırmızılaşan yere ıslatılarak sürülür. Suyundan da bir kısmı süzülerek hastaya içirilir. Tedavinin anında etkisini gösterdiği ve yüzde yüz tesirli olduğu söyleniyor.
Boğazın şişerek sesin kesilmesi ve boğazın tıkanmasına iyi gelir. Hastalığın üzüntüden olduğu söyleniyor. Bir miktar hamur karılarak çanak şekline getirilir. İçine şeker şerbeti yapılır. Bir demir parçası ateşte kızdırılarak şerbetin içine sokulur. Hamur çanak hastanın ensesine konulur. Hasta sıcaklığı duyuncaya kadar aynı işlem sürdürülür. Daha sonra iş bittiğinde hamur bozularak hastanın boynuna sarılır.
Vücutta oluşan kabarcık halindeki yaralara karşı uygulanır. Yedi ayrı renkteki bez parçası, ince ince, tel gibi kesilerek hayvan arabasının tekerleğindeki çamurla bulaştırılır ve yaralar üzerine yapıştırılır. Telleme ile yaraların iyileşeceğine inanılır.
Yüzde meydana gelen sulu, sarı yaralara karşı yapılan bir tedavidir. Çakmak taşları birbirine vurularak yaralar üzerine kıvılcım sıçratılır. Böylece yaraların iyileştiği söyleniyor.
Nazar (göz değmesi) veya çeşitli ağrılara karşı uygulanır. Belirli kişiler; genellikle yaşlı kadınlar tarafından yapılır. Bir tava içersine bir miktar yağ konularak bir parça da kurşun ve saçma dökülüp ateşte eritilir. Başka bir içersine de su doldurulur. İlaçlanacak kişi yere uzunlamasına yatırılarak, üzeri ferace ile örtülür. Eritilmiş olan kurşun, sıra ile önce hastanın başı üzerinde üç defa, karnı üzerinde üç defa, bacakları üzerinde üç defa ve ayakları üzerinde bir defa olmak üzere suyun içersine akıtılır. Ayrıca işlem bitirildikten sonra, suya bir parça ekmek batırılarak bir köpeğin üzerine atılır. Daha sonra kap içersinde kalan su, hastanın ağrıyan yerlerine sürülür. Böylece ağırının kesileceğine inanılır.
Yalınlama da üzüntü ve meraktan olduğu söylenen şişliklere (bu şişliklere hörtleme deniliyor) karşı yapılır.
Eski bir kenevir çuvaldan yırtılan parçalar dokuzar tane hazırlanıp üç yere ayrıca didilerek konulur. (Yani toplam yirmi yedi parça) Bu parçalar eski bir mısır tavasına yerleştirilir. Tavanın içersine üç parça da ısırgan otu konulur. Bunlar, kandil alevi ile tutuşturularak yakılır. Bütün bu işlemler, yere yatırılıp üzeri örtülmüş olan hastanın yarası üzerinde yapılıyor. Parçalar yakılırken ateşi üflememeye özen gösterilir. Şayet hastalık meraktan olmuş ise ateşten çok kıvılcım çıkacağı, yok eğer üzüntüden olmuşsa kıvılcımların az olacağı söylenir. İşlem bitirilince ilaçlamayı yapan kadın, ellerini tavada oluşan külün üzerinde yıkar. Oluşan sıvı şişlikler üzerine sürülerek tedavi bitirilir. Bu da yaygın bir gelenektir. Çok seyrek de olsa bazen uygulandığı söyleniyor. Çevre köylerde halen gelenler olduğu belirtiliyor.